Marjaa Ayatollah Sheikh Mohammad Musa Al-Yaqoobinin Resmi Websitesi
geri


Barış ve Mutluluk için Dinin Önemi
 


Lanetlenmiş şeytandan Allah'a sığınıyorum. Herşeye merhamet eden, Merhamet sahibi Allah'ın adıyla. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Yöremizde ki insanların gerekçesi dinimiz İslamdır. Bunun nedenleri ise şunlardır:

1.Din Allah'ın bir nimeti olduğu için, İslama mensup insanlar bu sistemin insanlara dünyada mutluluk ve barış getirdiğine inanıyorlar. Allah, herşeyin ve insanların Yaradanı, bundan dolayı insanların hastalıklarını giderecek, onları düzeltebilecek ve doğru yola iletecek etkin metodların tek Bilenidir. Bir mucit de icat ettiği aletin hatasının nerede olduğunu iyi bilir.

Bu dine inanan insanlar, islami kuralların hem bireysel hem de sosyal yaşantıyı bir düzene soktuğunu anlamışlardır. Bu kurallar insan hayatını en ince detayına kadar (misal: yemek yerken hal ve hareketler, tuvalet ihtiyacı, ve cima) düzenler. Insanlar İmamlarının açıklamalarına dayanırlar: „Herşeye kadir Allah her duruma bir kural çıkarmıştır.“

2.İnsanların kurdukları sistemler insan hayatını düzenlemeyi başaramadılar. Herkes Komünizmin kendi kendine dağıldığını ve Sovyetler birliğinin yok olduğunu görmüştür. Aynı şey Kapitalizm için de geçerlidir. Sosyal, manevi ve ekonomik sendromlar yapısını kemirmektedir. Globalleşmeye karşı protestoların dünyaya yayıldığının nedeni de budur. Kendisini tanımayan insanın elinden meydana gelen bir sistem yok olmaya mahkumdur. „Tanınmayan İnsan“ adlı kitapların yazılma nedeni de budur. [1]

3.İslam liederlerinin ve alimlerinin karekterleri her daim dürüstlük, samimiyet, dervişlik ve yardımseverlik üzerine kuruludur. Insanlar bu özelliklerinden dolayı onlara güvenip onların sözlerine itaat ediyorlar. Bu özellikler İmam Ali'nin de kesinlikle sahip olduğu özelliklerdir.
Geniş kapsamlı bir şehirin rehberi olduğu halde, Kufe halkına (ülkesinin başkenti ilan etti) dedi ki: „Rehberlik dönemimde Medine'den (eski başkent) üstümdeki kıyafetten fazla getirmişsem, kendimi sahtekar olarak görürüm.“

4.İnsanlar ölümden sonra hayatın var olduğuna inanıyorlar. Ikinci hayatlarında dünyad yaptıklarının karşılarına çıkacağını biliyorlar. Dünyada iyilik yapanlar cennetle ödülleneceklerdir. Kötülük yapanlar ise karşılığında cehennemle cezalandırılacaklardır.

Bu inanış güvenilir şahsiyetler tarafından onaylanmıştır. Açıklamalarında şüphe edilmeyecek
insanlar Peygamberlerdir. Onların sayısı bin sene içinde 124.000 i bulmuştur. Dine karşı sorumluluğun üstlenilmesi cennetin garantisi ve cehennemden uzak tutulmanın çaresidir.

5.Müslümanlara göre dinimiz İslam sadece belirli ritüellerden ibaret değildir. İslam müslümanlar için gelişme, kültür, tarih, gelenek ve adetleri içerir. Bundan dolayı müslüman her daim diniyle gurur duyar, onu müdaafa eder ve hatayına bağlı olan her insan gibi İslama bağlı olur.

Insanların kalbine ulaşmaktan dolayı bu din çok mutludur. Dinimiz insanların kalbini belirli yönlerde etkilediği için, bunun sonuçları bazı olaylarda alınan tutumla da görülebiliyor.

Bu gerçeği dünyada herkes anlamıştır. Medya aracılığıyla bütün dünya insanlarımızın geleneklerine ve dini çağırışlara ne kadar hassas karşılık verdiğini ve ne kadar duyarlı olduğunu görmüştür. Bunlar bizim insanımıza yabancı değildir.

dinimizin etkisini gösteren misaller tarihimizde yaygındır. Son yüzyılda yapılan kurtuluş devrimleri güçlerini bu yice dinden almıştır, çünkü devrimler alimler tarafından yapılmıştır.

dinimizin sahip olduğu bu denli etki, medyanın ve başka gereçlerin asla sahip olamayacağı etkidir. Bu nedenle insanlar yönlendirilebiliyor ve büyük başarılar elde edilebiliyor.
Misal sigaraya karşı yapılan propaganda sonucu milyarlarca dolarlar harcandı ve enstitüler açıldı.
Fakat bunca emek boşa çıktı. Buna karşılık İran'da Alim tarafından açıklanan bir satırlık bir fetwa bunun aynı etkisini yarattı (sigara yasağı).

Zamanında İran Şahı ingiliz hükümetiyle bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmada, ingilizler 50 senelik iran tütününü üretme, satma ve ihrac etme hakkına sahip oldular. İran'da yaşayan dürüst insanlar bu kararın ekonomik ve poitik sorunlar doğuracağını anlamışlardı. Bu anlaşmanın rüşvete yol açabileceğini de anlamışlardı.

Dolayılısyla insanlar zamanının dini otoritesi Seyyid Mohammed Hassan Al- Şirazi'nin (o zamanlar Samara'da yaşıyordu) çıkardığı fetwaya inanmışlardı. Sorunla savaşmak için Seyyid Al- Şirazi bir kağıda bunu yazmıştı: „Sigara içen, İmam-ı Zaman'a karşı savaşıyor.“

Bu fetwadan dolayı İran halkı sigarayı bıraktı. Dini duyarlılığından dolayı Şahın hanımı onun piposunu kırdı ve ingilizlerin planları sonuçsuz kaldı.

İrak halkına gelince, biz de böyle bir şeyle karşılaşmıştık. 1998-1999 yıllarında Şehid Muhammed Sadıq Al- Sadr efendileri (Allah'ın selamı üzerine olsun) cuma namazını eda ettiriyordu. Yüzbinlerce insan katılıyordu cuma namazına. Bu zaman içerisinde herkes gördü ki, rüşvet, suç işleme oranı ve sosyal dağılma yüzde 90 a kadar azalmıştı.

6.Din, insanların sahip olduğu en yüksek prensipleri gerçeleştirme çabasında olduğu için, bu en etkili medot olarak görülüyor. Din insanları huzursuzluktan, karmaşadan ve korkudan uzak tutuyor. Batılı insanların da farkına vardığı bir gerçektir bu. AİDS e karşı savaşlarında başarısız olduklarını açıkladılar ve buna karşı savaşın en iyisi dini ve manevi aile eğitimiyle kazanılacağını biliyorlar.
Biz de bu fikrin doğru olduğuna inanıyoruz. Ama bunu, iki nedenden dolayı, daha önceden de anlayabilirlerdi:
a) Daha önce de açıklandığı gibi, insan Allah'ın buluşudur. Ve insanın ihityacı olan ailacı da sadece onu yaratan bilir.
b) Kurallar ve yasalar bir kaynağa (Allah'a) bağlıdır ve dolayısılya birbirlerine bağlıdır. Arıza, sapma veya Allah'a karşı itaatsizlik oluşursa, doğada karmaşaya yol açar.

Allah ve kul arasındaki bağı daha net açıklayabilmek için bir misal sunacağız:
Son zamanlarda avrupanın bazı ülkeleri son derece ağır sel baskınlarıyla savaşıyorlar. Insan ve mal zararına uğratan bu denli seller avrupa tarihinin geçmiş 150 senesinde meydana gelmemiştir. Neden olarak, ABD'nin doğayı koruma anlaşmasını (Kyoto anlaşması) imzalamaması gösterildi. Bu anlaşma ABD'nin fabrikalarının tümünü aynı anda çalıştırmasını yasaklıyordu. ABD bunu gerçeleştirmediği için, sonucu küresel ısınma oldu.
Bu gösteriyor ki, Allah'ın kurallarıyla bağdaşan insanların prensiplerini uygulamamak doğal afetlere yol açıyor. Biliyorlar ki en gelişmiş teknik dahi düzensizliği düzene sokamıyor. Buna karşın Allah'ın kurallarını ve insanların prensiplerini uygulasalardı, dünyada huzur mutluluk ve bolluk içinde yaşanırdı. Bununla ilgili Allah(s.t.) buyuruyor:
„O (peygamberlerin gönderildiği) ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.“ (7/96)

(Resimkaynağı: Harald Weber Arşivi)
Bunun dışında din yüksek ideallere doludur ve Peygamberimizin (s.a.a.v.) açıklamalarının asıl amaçları olarak görülür. Asıl amaç insan değerlerinin mükemmelleştirilmesidir. Peygamberimizin buyurduğu rivayet edilir:
„Ben sadece karekteri tamamlamak için gönderildim (Allah'ın ayetleriyle).“

İslam barışa davet ediyor. Kur'an'da yazıyor ki:
„Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.“ (2/208)

İslamın Selamı barıştır. Dinimizin bir gereği de islami selamlaşmayı toplumda yaymak ve iyiliğe ve adalete davet etmektir. Kur'an'da bununla ilgili şu ayeti bulabilirsiniz:
„Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.“ (16/90)

Ayrıca İslam gayri müslümanlara karşı iyi davranmayı öneriyor(müslümanlarla savaşmadıkça). Bununla ilgili Ayet:
„Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara adil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.“(16/8)
Dinimiz İslam diğer dinlerle irtibata çağırıyor:
„(Resulüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! Deyiniz.“ (3/64)

Dinimiz diğerleriyle konuşma şeklimizi de açıklıyor:
„İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.“ (29/46)
„(Resulüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.“ (16/125)

Din özgürlüğü de İslam'da yer alıyor:
„Dinde zorlama yoktur.“ (2/256)

Hakikati arayanlara güven ve gereken imkanları sunuyor:
„Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah'ın kelamını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların, bilmeyen bir kavim olmalarından dolayıdır.“ (9/6)

İslam'ın ve Peygamberinin (s.a.) kullara indirilmesi onlar için bir merhametti ve onları koruyup onlara mutluluk içinde yaşama imkanı veriyordu:
„(Resulüm!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.“ (21/107)

Kardeşler ve Bacılar!
Barış için din konferansının üçüncüsünü kurduğunuzda büyük, değerli ve saygıdeğer bir sorumluluğu üstlendiniz. Artık vazifeniz prensipleri gerçekleştirmek ve sevgi dolu, barışcıl bir kültürü yaymaktır. Aşırılığı ve savaşı yaymaktan kaçının, cünkü onlar herşeyi yok ediyor.

Bir çok nedenden dolayı biz şu an Irak'ta adaletsizliğe ve en doğal haklarımıza mahrum kalmışız. Bize, hak ettiğimiz konuma yerleşmeye yardımcı olmanız için, size yöneliyoruz. Eski bir tarihe sahip olduğumuz için, huzur ve mutluluk için gereken bütün faktörlere sahibiz. Ama ilk adım bizim isteklerimizi anlamak ve isteklerimize hak vermek olacaktır. Allah buyuruyor:
„İnsanları mallarından eksik bırakmayın.“ (11/85)

İyilik yapan insanlara başarılarını daim etmesi için yalvarıyorum Allah'a. Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.


[1] Yazar: Alexis Carrell