Marjaa Ayatollah Sheikh Mohammad Musa Al-Yaqoobinin Resmi Websitesi
geri

Birinci Dinî Öğüt

En lütufkar ve en merhametli olanın, Allah'ın adına

Dua: Dinî amellerin en iyisi ve gerçek müminlerin silahı 1

Dünyaların Efendisi Allah'a hamdüsena ediyoruz.

Allah'ın rahmeti mürşidimiz Abülkasım Muhammed ve O'nun temiz ailesi üzerinde olsun.

Tüm Ameller Neticelerine Göre Değerlendirilir

İmam Cafer Sadık'ın şöyle dediği rivayet edilir:

"Dualarının kabul edilip edilmediğini bilmek isteyen kişi duasının onu ahlaksızlıklardan ve kötülüklerden uzak tutup tutmadığını düşünmeli. Çünkü dua, insanı bu tür şeylerden ne kadar uzak tutmuşsa o kadar kabul edilmiştir."

Tabiki İmam, bunu Kuran'ın şu mısrasına dayanarak söylemiştir:

"Size kitaptan ifşa edilenleri tecvit üzere okuyun ve namaz kılmaya devam edin.Tabiki namaz, insanı ahlaksızlıklar ve kötülüklerden uzak tutar. Ve tabiki en büyük faktör Allah'ı hatırlamamızdır ve Allah ne yaptığımızı biliyor." (29/45)

Allah'ın habercisinin benzer şeyler söylediği rivayet ediliyor:

"Duası sayesinde ahlaksızlıklar ve kötülüklerden uzak tutulamayanlar Allah'a olan uzaklıklarını büyütmekten başka bir şey yapmıyorlar'" 2

Ayrıca genç bir adamın cemaat namazında mukaddes Peygamber'imize uyduğu ancak aynı zamanda da ahlaksızlıklar yaptığı rivayet edilir. Mukaddes Peygamber'in bundan haberi olduğunda şöyle demiş:

"Bir gün duaları onu, bu tür ahlaksızlıklar yapmaktan uzak tutacak." 3

Bu girişten şunu anlayabiliriz: ameller, yapıldıkları nedenlere göre değerlendirilir. Yani bu demektirki bir amelin değeri yapılmasının mükemmelliği ve neticesinin ulaştığı dereceye göre belirlenir. Ya da şöyle diyelim: bir amelin değeri ameli yapan kişiye göre belirlenir çünkü amellerin kendileri aslında değersizlerdir. İmam Alı'nin bir deyimi bu gerçeği destekliyor:

"Bireylerin değerleri başarılarıyla ölçülür." 4

Dinî Vazifeler Dindarlığa Ulaşmak için Yerine Getirilirler

Dinî vazifelerin ve takva ile yerine getirilen amellerin mantığının derin bir araştırması bize, amaçlarının dindarlığın derecesini (yani kendini kötülüklerden koruma kabiliyetini) yükseltme, yüce Allah'ı hatırlama ve herhangi açık veya gizli ameller yaparken O'ndan korkmanın olduğunu gösteriyor. Bu hakkın ispatı yukarıda anlatılan ibadet şartlarına müteallik namazların amacıdır. Oruç tutmak üzerine ise mukaddes Kuran şöyle diyor:

"Ey inananlar, oruç tutmak sizden öncekiler için nasıl şart idi ise sizin için de öyledir ki dindar olasınız." (2/183)

Hacc'a gidenler tarafından yerine getirilmesi gereken kurban kesme şartının mantığı üzerine mukaddes Kuran'da şöyle diyor:

"Ne eti ne de kanı Allah'a ulaşır. O, ancak sizin dindarlığınızı kabul eder." (22/37)

Dinî ibadetlerin bütünlüğü hakkında mukaddes Kuran'da şöyle diyor:

"Eğer birisi Allah'ın belirtilerine saygı duymuyorsa bu, dindarlığının neticesidir." (22/32)

Görevlerin yerine getirilmesi ile ilgili olan yasalarda bile yüce Allah kullarına dindarlığı hatırlatıyor. Örneğin, 12 mısra içeren al-Talaq Suresinde 'dindarlık' kelimesi 5 kez tekrarlanıyor.

Dindarlığın üzerine yığılınmasının sebebi ise dindarlığın kendini mükemmelleştirmek, zafer ve başarıya ulaşmak için en iyi yolun olmasıdır. Bununla ilgili mukaddes Kuran'da şöyle diyor:

"Tedbirlerde bulunun. En iyi tedbir ise dindarlıktır. Ey söylenen sözü anlayanlar: bana karşı olan görevinizi unutmayın!" (2/197)

Ve başka bir vesileyle şöyle diyor:

"Tabiki Allah, dürüst olup kötülüklerden koruyan insanların yanındadır." (16/128)

Ayrıca tüm ameller neticelerine göre değerlendirildiği için Kuran'da şöyle diyor:

"Sonunuz aranızdaki dindarlar içindir." (7/128)

Arafah Günü: Tövbe Günü

Dün, Tövbe Günü idi. Yani dua ve tövbe edilip Allah'a af için niyaz etme günüydü. Eğer dün dualarımızın ve kendimizin Allah'dan kabul edilip edilmediğimizi ve Allaha'a karşı itaatli olan insanlardan sayılıp sayılmadığımızı öğrenmek istiyorsak bir yandan dünün neticelerinin bugünkü davranışlarımızı etkilemeli gerekiyor, öte yandan da Allah'a karşı itaatli olma şartlarına uymayan davranışlarımızdan pişmanlık duymamız gerekiyor. Ayrıca bizden, Allah'dan kabul edilemeyecek şeylerden uzak durmamız, haksız yollarla ulaştığımız veya kullandığımız şeyleri sahiplerine geri vermemiz, haksızlık yaptığımız insanlardan af dilememiz ve amellerimiz için yeni ve yüce Allah'ın lütufkarlığına bağlı olan beyaz bir yaprak açmamiz gerekiyor.

Dua, dindarlığa ulaştıran ve tüm ümitlerimizi gerçekleştirip tüm ihtiyaçlarımızı yerine getiren amaçlardan biridir. Bununla ilgili mukaddes Kuran'da şöyle diyor:

"Bana seslenin. Dualarınızı kabul edeceğim." (40/60)

Ve şçyle de diyor:

"Kullarım beni size sorduklarında ben gerçekten onlara yakınım.Dua eden herkesin dualarını kabul ediyorum. Onların da benim çağrılarımı duyabilmelerini ve bana inanmalarını sağlayın ki doğru yolu bulsunlar." (2/186)

"Allah'ın insanlara lutüfkarlığıyla verdiği şeylere hiç kimse ayak uyduramaz." (35/2)

mısrasının açıklamasaıyla ilgili İmam Sadık'ın şöyle dediği rivayet ediliyor: "Bu, yalvaran duadır." '5

Dua: en Büyük Zenginliklere Ulaştıran en Kolay Yol

Kardeşlerim,

farkında olmadığımız gerçeklerden biri de Allah'ın herşeyi kavrayan lütufkarlığının tamamını bize ulaştıran amacn zaten elimizde olmasıdır. Bu amaç yalvaran duadır. Farzedin ki aranızdakilerin birisinin kafasında onu yüksek pozisyonlara ve büyük güce ulaştıran bir imkan var. O zaman bu kişi o imkanını çok dikkatli kullanacaktır ve her zaman kullanabilmesini saşlayacaktır. Ve şimdi bizim elimizde bizi dünyanın en büyük hazinelerine ulaştırabilen en basit imkan var: dua. Ancak biz, bu imkanımızdan hiç faydalanmıyoruz.

Bununla ilgili İmam Ali ibn al-Hüseyin al-Sajjad şöyle demiş:

"Eğer yaratıklarından birisi kullarını Senin ulaştırdığın şeylere ulaştırabilseydi yaptıkları lütufkar ve samimi kelimeleriyle tarif edilip kendisi de tüm dillerde övülürdü. Bu demektir ki yol vbe söz bulunduğu süresince tüm hamdüsenalar Senin hakkındır!" 6

İmam Sadık'ın şöyle dediği rivayet edilir:

"Allah'a mümkün olduğunca çok yalvarın çünkü sizi avantaj, başarı ve ihtiyaçlarınızı karşılama imkanlarına ulaştıran araç dualarınızdır. Ne de olsa Allah'a ancak duayla ulaşabilirsiniz ve eğer bir kapı sayısız kez çalınıyorsa er ya da geç açılacaktır." 7

Mukaddes Kuran'da ve Ehl-i Beyt Geleneksellerinde (yani mukaddes Peygamber'imizin ailesinin gelenksellerinde) dua, önem alanlarının en büyüklerindendir. Bununla ilgili İmam Bakır'dan sahih bir alıntıyı tanıyoruz:

"Bu mukaddes mısranın yorumu üzerine:

"Çok kibirli olup da bana kulluk etmeyenler kendilerini kesinlikle haysiyetlerini kıracak bir yer olan cehennemde bulacaklar." (40/60)

Bu cümlede denildiği gibi yüce Rabbimize kulluk etmek dua etmek anlamına gelir."
8

Bu gerçeğin onayı yukarıda bahsedilen mukaddes mısranın başındadır:

"Rabbiniz diyor ki: Dualarınızı kabul edeceğim."

"Hz. İbrahim gerçekten yumuşak kalpli ve tahammüllüydü." (9/114)

mısrasında geçen 'yumuşak kalpli' sözünü İmam Bakır 'çok sık dua eder' anlamında yorumlamış.9

İmam Sadık'ın ise İmam Ali'nin çok sık dua ettiğini söylediği rivayet edilir.10

Mukaddes Kuran'da şöyle diyor:

"Eğer dua etseydiniz Rabbim, sizinle ilgilenirdi; ama siz gerçekten reddettiniz. Öyleyse ayıran neyse sizi o bulsun!" (25/77)

"Allah'a büyüklüğünü sorun. O, kesinlikle herşeyi bilir." (4/32)

Herşey ve Herkes için Dua Etmek

Yüce Allah'a herşey için dua etmeliyiz, derdimiz ne kadar büyük veya küçük olursa olsun. Hayatımızın her anında, her göz kırpmamızda ve her nefes alışımızda bizim yapımıza karşın herşeyden bağımsız olan Allah'a ihtiyacımız olması bir gerçektir. Dolayısıyla en ufak şeyler için bile O'na danışmaktan vazgeçmemeliyiz.

Bununla ilgili mukaddes Peygamber'imizin şöyle dediği rivayet edilir:

"Haşmetli ve Kadiri Mutlak Allah'a tüm ihtiyaçlarınız için, ayyakkabılarınızın tokası için bile dua edin. Çünkü tokaya ulaşmanın kolay olması da O'nun sayesindedir."

"Rabbinize tüm ihtiyaçlarınız için, ayyakkabılarınızın tokası için bile dua etmeniz gerekiyor." 11

"Sizi düşmanlarınızdan koruyabilip en büyük yaşam standartlarını nasip eden bir silaha ulaştırayım mı? ...Gece gündüz Allah'a dua edin O'ndan yardım dileyin çünkü dua, inançlı insanların silahıdır." 12

İmam Musa Kazım'dan şu sözün yorumlamasının istendiği rivayet edilir:

"Her hastalığın bir ilacı vardır."

İmam'ın yorumu şöyleymiş:

"Her hastalık için bir dua bardır. Bir hastaya gereken duayı söylemesi ilham edilmişse bu, hastaya iyileşmesi için müsaade verildiğinin anlamına gelir." 13

İmam Sadık'ın ise şöyle dediği rivayet edilir:

"Dualara riayet edin çünkü Allah'a yakın olabilmek için benzer bir yol yoktur. Duanızın sebebi olan derdinizin ufaklığı veya anlamsızlığından dolayı O'na dua etmekten çekinmeyin. Çünkü ufak günahlar işleyen insan büyük günahlar da işler." 14

Tüm Şartlar Altında Dua Etmek

Dua, sırf belirli şartlar için değil hepsi için, lüks ve zengin zamanlar için de geçerlidir ve istenir. Ancak insanlar sadece zor ve sıkıntılı durumlardayken dua etme gerekçesini hissediyor. İmam Musa Kazım'ın en güvenilir arkadaşlarından biri olan Ebu Veled bize şunu rivayet etmiştir:

"Şiilerin üzerine Abbasî Hükümdarı al-Mansur tarafından konulan en zor şartlar altında, İmam Cafer Sadık'ın şehitliğinden sonra ve zalim hükümdarlardan İmam'ın taraftarlarına yapılan katliamlardan sonra İmam Musa'yı kendisine birşey iade etmek için Medine'de ziyaret ettim. İadeyi kendisine verdikten sonra İmam, bana şu emri verdi: "Arkadaşlarıma benden taraf şunu bildir: haşmetli ve yüce Allah'dan korkun çünkü siz al-Mansur al-Dawaniqi adında zalim bir adamın hükümdarlığı altındasınız.15 Yani, içinizden geleni söylemeyin, kendinize iyi bakın, bizim için neyi tehlikeli buluyorsanız onu defedin ve dua etmekten uzak durmayın. Gerçekten, dua edip Allah'a yalvarmak herşey kararlaştırılıp ve yapacak hiç birşey kalmamışken bile zorlukları defeder. Bunun için Allah'a dürüstçe yalvarın ki sizi zorluklardan korusun."

Ebu Veled ardından şöyle demiş:

"Arkadaşlara bu sözleri ilettikten sonra onlar, emirleri yerine getirerek zalim hükümdara beddua okumuş oldular. Aynı yılda al-Mansur Mekke'ye gitmek üzere yola çıktı ancak Haç seferini gerçekleştiremeden Mekke yakınlarındaki Bi'r-maymun bölgesinde öldü.Bu şekilde Allah, biyi al-Mansur'un zorluklardan kurtardı. Aynı yılda ben de Hac'a gitmek üzere yola çıkarken İmam Musa'yı tekrar ziyaret ettim. Bana şöyle dedi: "Evet, Ebu Veled, sana verdiğim emrin etkisi ve bedduanızın neticesi üzerine ne düşünüyorsun? Arkadaşım, Allah'ın dindar kullarının başına her ne zaman bir felaket gelirse ve Allah o kullarına dua etmek için ilham ederse bu, zor zamanların yok olmasının artık uzun sürmeyeceği anlamına gelir. Ancak bir kul zor durumda olup da Allah'a kurtuluş için yalvarmaktan uzak durarsa o zorlukların geçmesi çok daha uzun sürecektir. Bunun için ne zaman zor durumda olursanız Allah'a dua etmeye devam etmelisiniz."" 16

"Ey en nefret edilen şeylerin düğümlerini çözen" sözleriyle başlayan ve al-Sahifah al-Sajjadiyyah'ın dualarından (İmam Ali ibn al-Hüseyin al-Sajjad'ın duaları) biri olan meşhur Du'a'al-Emin hakkında İmam al-Hadi'nin şöyle dediği rivayet edilir:

"Hz. Muhammed'in (s.a.s.) soyundan gelenler, her birisi gelecekte şehitlik, düşmanın hükümdarlığı, fakirlik veya üzüntü gibi durumların oluşabileceğini sezdiklerinde Allah'a bu sözlerle yalvarırlardı."

Dua Etmek Umutsuzluğu ve Hayal Kırıklığına Düşmeyi Önler>

Ehl-i Beyt'in mukaddes İmamları, insanların umutsuzluk, üzüntü, vazgeçme veya başarısızlıktan kaynaklanan hayal kırıklığının kurbanları olmamaları için onlara yartdım etmek amacıyla dikkatlerini şu gerçeğe çekmişlerdir: bir meselenin sonucu belli olup da durumu değiştirmek için yapacak hiç birşey kalmamış gibi göründüğünde dua etmek gerekiyor. Çünkü bir durumu değiştirmek için en başarılı yol duadır. Bununla ilgili İmam Sadık'ın şöyle dediği rivayet ediliyor:

"Her zaman Allah'a dua edin ve hiç bir meseleye herşey kesinmiş gibi bakmayın. Yüce Allah'ın önünde dua ile aşılan bir sıralama vardır. Bir kul ağzını kapatıp da hiç birşey için dua etmiyorsa hiç birşeye ulaşamayacaktır. Yani istediklerimize ulaşabilmek için dua etmemiz gerekiyor. Gerçekten, sık sık çalınan bir kapı er ya da geç açılacaktır." 17

Başka bir vesileyle İmam Sadık'ın şöyle dediği rıvayet ediliyor:

"Dualar, önceden verilen kararlarını değiştirebilir, daha doğrusu o kararların gerçekleşmesini önler, aynen makaraya sarılıp düğümlenmiş bir ipliğin kesilebilindiği gibi." 18

Dindarların yöneticisi İmam Ali şöyle demiş:

"Bazı insanların elinden lüksğn ve güzelliğin yok olmasının sebebi o insanların işlediği günahlardır. Allah, kullarına haksızlık etmez. Dua etseydiler ellerindeki lüks de yok olmazdı. Allah'a dürüstçe ve aşırılık göstermeden yönlenseydiler Allah, onları kesinlikle facialardan koruyup kaybettiklerini geri verirdi." 19

Duaların Kabul Edildiği şartlar

Şüphesizdir ki ağzımızdan öıkan her ufak kelime dua olarak kabul edilemez. Kabul edilmeleri için bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. İmam Sadık'ın taraftarlarından birisinin şöyle dediği rivayet edilir:

"Allah'ın kitabında, gerçekte aradığım halde bulamadığım iki mısra var."

İmam, "Hangi mısralar?" diye sormuş.

"Birisi şudur:'Bana dua edin, dualarınızı duyacağım.' Ben, dua ettiğim halde cevap bulamıyorum."

İmam, "Allah'ın sözünden çıkabileceğini mi düşünüyorsun yoksa?" diye sorduğunda adam,

"Hayır" demiş.

İmam, "Öyleyse sebep nedir?" diye sormuş. Adam ise 'Gerçekten bilmiyorum' demis.

İmam şöyle karşılık vermiş:

"Peki, sana anlatacağım. Allah'ın emirlerine karşı itaatli davranıp O'nun istediği gibi dua edenlerin duaları kesinlikle cevaplandırılacaktır."

Adam, "Allah nasıl dua etmemizi istiyor ki?" diye sormuş.

İmam şöyle cevap vermiş: "Dualarına Allah'a hamdüsena etmekle, sana karşı olan büyüklüğünü söylemekle, O'na şükretmekle, O'ndan mukaddes Peygamber'imizin rahmeti için yalvarmak ve günahlarını sayıp kabullenmekle başla. Ardından işlediğin günahlarının neticelerinden seni koruması için dua et. Allah, bu şekilde dua etmemizi istiyor. Peki, diğer mısra hangisidir?"

"Diğeri de şudur: 'O'nun uğrunda harcadığın herşeyi sana geri verecektir ve en iyi muin O'dur.' Allah için sürekli harcamalarım olmasına rağmen şimdiye kadar bunların telafisini göremedim."

İmam, tekrar "Yoksa Allah'ın sözünden çıkabileceğini mi düşünüyorsun?" diye sorunca adam da yine "Hayır, düşünmüyorum" demiş.

Ardından İmam "Peki sebep nedir?" diye sorunca adam "Gerçekten bilmiyorum" demiş.

İmam şöyle konuşmuş: "Aranızdan biriniz haklı yollardan kazanıp haklı yollarda harcıyorsa Allah, kulunun harcadığı her Dirhem'in değerini yükseltip ona harcadığı paranın yeni değerini bulan birşey geri verecektir." 20

Yanlış anlaşılmalara yol açmamak için şunu söylemek istiyoruz: duaların kabul edilmeleri için bazı şartların yerine getirilmesi gerektiğini söylediğimizde yüce Allah'ın büyüklüğünün sınırlı veya kısıtlı olabileceğini veya sadakaları için şart koyduğunu söylemek istemiyoruz. Allah'ın tüm sadakaları tüm yaratıklarına, hatta sadakaları hak etmeyenlere bile yaptığı bir iyilik olarak değerlendiriliyor. Recep ayında okunan duaların birinde şöyle diyor:

"Ey yalvaranları duyup samimiyeti ve iyiliğinden dolayı O'nu düşünmeyenlere ve O'nu kabullenmeyenlere bile veren..."

Doğal hayatta büyüklüğü ile karakterize edilen insanlar sadakaları için şartlar koymuyorlar. Bunun için büyüklerin büyüğü yüce Allah'ın sadakaları ,ç,n şart koyması imkansızdır; daha çok yüce Allah yaratıklarına sadakalarını şartsız bir şekilde kullanmalarına müsaade ediyor.

Tövbe Günü'ndeki meşhur duasında İmam Hüseyin şöyle demiş:

"Ey Rabbim, Senin sevincin o kadar mukaddestir ki Senden taraf bile bir sebep gerektirmiyor. Yani benim bir sebep bulma çabam Sana karşı terbiyesizlik olur."

Yüce Allah'ın büyüklüğü gibi diğer nitelikleri de sebep gerektirmez, gerektiremez, ne de olsa bunlar O'nun ruhudur. Bunun için yaratıkları tarafından büyüklüğüne bir sebep istenmesi imkansızdır.

Söylemek istediğimiz şudur: mukaddes İmamlarımızın duaların kabul edilmesi için şartlar belirlemelerinin sebebi insanlara öğüt verip onları kendini mükemmelleştirme yoluna göndermeyi istediklerindendir. Amaçları ise insanların mutlu olmaları, yeterli derecede Kadiri Mutlak'ın kulları olmaları ve ilahi tesirleri almaya layık olmalarını istemeleridir.

Bu kulluktan gurur duyan İmam Ali şöyle demiş:

"Ey Rabbim, Senin kullarından biri olmak onurlarımın en büyüğüdür; ve Senin Rabbim olman benim en büyük gururumdur. Sen tam benim istediğim gibi olduğun için benim de tam Senin istediğin gibi olabilmem için yardımcı ol." 21

Mukaddes Peygamber'imiz ile İmamlarımızın fikir verişmelerinden duaların kabul edilme şartlarını alabiliyoruz. Bu şartlardan bazıları zamanla ilgilidir. Yani, perşembe geceleri, cumaları, şafak ile sabah arasındaki zaman, öğlenleyin, bugünkü gibi oruçluk günler ve İstenilen ve Tavsiye Edilen İbadetler kitabında yer alan başka oruçluk günler gibi duaların kesinlikle kabul edildiği belirli zamanlar vardır.

Başka şartlar duanın okunduğu yer ile ilgilidir. Yani, Mukaddes Masumların (yani mukaddes Peygamber'in, Hz. Fatma'nın ve 12 İmamlar'ın) türbelerinde ve camilerde (özellikle 4 camilerde, yani Mekke'deki Cami, Medine'deki Hz. Peygamber'imizin Cami'si, Kudüs Cami'si ve el-Kufah-Cami'si) ve bunlara benzer yerlerde okunan dualar kabul edilir.

Yine başka şartlar yağmur, Cuma Namazı veya başkaların hayrı için okunan dualar gibi belirli olaylara bağlıdır.

Duaların kabul edilmesi için daha başka şartlar, dua edenin özel durumuna bağlıdır. Bu durumlar şunlardır:

  1. Dua eden kişinin aptesli olması

  2. Dua eden kişinin yüce Allah'ın karşısında bir yorgunluk durumunda olması

  3. Dua eden kişinin dualarını beş vakit Namazlarının birisinden sonra okuması (çünkü Namaz kılan her kişinin Namazdan sonra okuduğu dualarından birisi kabul edilir 22)

  4. Duanın Allah'a hamdüsena etmekle, O'nu ululamakla, O'na şükretmekle, Hz. Peygamber'imizin ve ailesinin rahmeti için dua etmekle, işlenen günahları itiraf etmekle ve Allah'dan bu günahlar için af dilemekle bailaması

  5. Dua eden kişinin dediği şeyleri ezbere bilmesine rağmen duayı okurken dikkatsiz olmaması 23

  6. Dua eden kişinin Allah'a dürüstçe ve ciddice yalvarıp bundan yorulmaması

  7. Dua eden kişinin Allah'a zaten başka çaresi olmadığının bilincinde yalvarması

  8. Dua eden kişinin duasının kabul edileceğinden kesinlikle emin olması ve üstelik beklediği cevabın gecikebilmesinin kendi iyiliği için olduğuna inanması 24

  9. Dua eden kişinin dualarını Allah'dan af, lütufkarlık ve dinî kardeşlerinin dualarının kabul edilmesini dilemekle başlatması 25

  10. Dua eden kişinin başkalarından, özellikle de yöneticilerden ve ana-babasından 26 onun hayrı için dua etmeleri için rica etmesi 27.

Ehl-i Beyt taraftarlarının (yani Şiilerin) gurur duyduğu şeylerden biri de Şiilerin okuduğu ve hayatın tüm alanlarını kapsayan rahmetli dualardır. Dualar bizi eğitip bize Allah'ın karşisinda nasıl durulması gerektiğini anlatmasaydı Rabbi'mizle nasıl konuşacağımızı ve O'nun kulları olarak görevlerimizin neler olduğunu bilemezdik.

Bu dualar Allah'ı takdir etmenin en yüce anlamını, en yüksek ahlakî standartları, insanların arasındaki ilişkilerin en iyisini ve Ehl-i Beyt'in Hz. İmamları'ndan başka kaynak tanımayan bilginin en derin alanlarını içeriyor. Bu gerçeklerin ispatını arayan kişilerin ise sadece Peygamber Hazretleri'nden, Hz. Ali'den, Hz. Hüseyin ve Hz. Al-Sajjad'den rivayet edilen dua etme şekillerini dikkatlice araştırmaları yeterlidir. Mukaddes İmamlarımız bu duaların bazılarını düzenli bir şekilde tekararlamamızı emrettiler. Bu dualar Kumayl Duası, Sabah Duası, Şaban'ın Gizli Duası ve İmam Hüseyin'in Tövbe Günü'nde okuduğu duadır.

Dua'nın Avantajları

Rivayet edilen duaları düzenli bir şekilde tekrarlamak sırf Allah'a tapmanın bir şekli, hatta en iyisi olduğu için veya onları okumakla ileride ödüllendirileceğimiz için değil, tersine kendimizi bilgi alanlarıyla, duada anlatılan bilgilerle ve kendimizi uğruna dua ettiğimiz ilahî sadakalarla donatıp tüm zihinsel, sosyal, entelektüel, doktriner, etik ve hatta politik ve ekonomik sorunlarımızın çözümünü bulabilmek için tavsiye ediliyor. Kısacası bizden beklenen şudur: Allah'a tüm büyük ve küçük sorunlarımız için mümkün olduğunca çok dua etmemiz ve dualarımızın sorumluluklarının şartlarından – ki bunlara gerçekten ulaşılabilinir – faydalanmaya çalışmamızdır. Bu şartların en basidi 5 vakit namazlarımızdan sonra Tasbih al-Zahra 28 adıyla bilinen tesbih çekip Sajdat al-shurk'u (Allah'a şükretmeyi) yerine getirmemizdir.

Ondan sonra 7 kez 'ya-arhama'l-rahimin cümlesini ('Ey merhametliler arasındaki en Merhametli') tekrarlayıp Hz. Peygamber'imiz ve ailesi için Allah'dan rahmet dilemeliyiz, O'ndan yaptığımız tüm hatalar için af dilemeliyiz ve O'ndan bu hataları tekrarlamamak için yardım dilemeliyiz, mümin kardeşlerimizin iyiliğini ve Allah'ın onlara ve kendimize işlerimizde yardımcı olmasını dilemeliyiz.

Cemaat namazından sonra okunan dualara katılmamız daha iyidir. Bunu yapmakla dualarımızın kabul edilmesi için tüm şartları yerine getirmiş oluyoruz.

"Ey Rabbim, Hz. Muhammed'i (s.a.s.) ve ailesini Senden başka hiç kimsenin ölçemeyeceği bir rahmetle kutsa ve bizi bugün Sana dua eden kullarının en adaletlileriyle tanıştır, ey Dünyaların Hükümdarı! Senden, Bizi ve onları affetmeni diliyoruz. Tabiki Sen, herşeyden güçlüsündür. Ey Allah'ım, tüm ihtiyaçlarımla Senin karşında duruyorum ve Sana tüm fakirliğimi, tüm zorluklarımı ve tüm sıkıntılarımı anlatıyorum çünkü kendi işimden çok Senin affına ve Senin merhametine güveniyorum. Bu niteliklerin benim işleyebileceğim tüm günahlardan çok daha büyüktür. Hz. Muhammed'i (s.a.s.) ve ailesini rahmet et. Ve tüm sorunlarımın düzene girmesiyle ilgilen çünkü Senin gücün, benim fakirliğim ve Senin bu tür şeylerden olan bağımsızlığın sorunlarımı Senin için kolaylaştırır. Bütün iyi şeylere sadece Senin yardımınla ulaştım ve bütün kötülükleri benden Sen uzak tuttun. Bu hayattaki ve sonraki hayatımda tüm dertlerimle ilgili sadece Sana güveniyorum." 29

Ve sonunda en iyi ve en mükemmel dua Allah'a Hz. Mehdi'nin iyiliği için yalvardığımız duadır (Allah ruhlarımızı O'nun için fidye olarak kabul etsin inşallah).
 

1 Bu, 9 Aralık 2008'in Kurban Bayramı'nda kılınan Cemaat Namazı'nın birinci dinsel öğütüdür.
2 Bu iki gelenkseller 'Allamah al-Tabataba'i'nin Tafsir al-Mizan – al-'Ankabut- Sure'sinin 45inci mısrasının tefsiri adlı kitabında yer alıyor.
3 'Allamah al-Majlisi, Bihar al-Anwar, 79:198.
4 Nahj al-Balaghah, Aphorismus Nr. 81.
5 'Allamah al-Majlisi, Bihar al-Anwar 90:299, H. 31.
6 Al-Sahifah al-Sajjadiyyah, Gebet Nr. 45.
7 Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:470, H.7.
8 Al-Hurr al-'Amili, Wasa'il al-Shi'ah 4:1083, H.1.
9 Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:466, H.1.
10 Ebd., 2:468, H.8.
11 Şeyh el-Tebrizi, Makarim al-Akhlaq, pp. 270
12 Şeyh al-Kulayni, al-Kafi2:469, H.3.
13 Al-Miraza al-Nuri, Mustadrak al-Wasa'il, 2:84, H.1482.
14 'Allamah al-Majlisi, Bihar al-Anwar 90:293, H.22.
15 Abbasî Sülalesi'nin ikinci hükümdarı olan al-Mansur'a aşırı cimriliğinden dolayı al-Dawaniqi adı verilmişti. Arap kelimesi dawaniq danaq' ın (çok küçük bir para ünitesi) çoğuludur.
16 Al-Mirza al-Nuri, Mustadrak al-Wasa'il 5:176 H. 5606
17 Seyyid al-Borujerdi, Jami' Ahadith al-Shi'ah 15:188, H.5.
18 Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:469, H.1.
19İbn Shu'bah al-Harrani, Tuhaf al-'Uqul, pp. 114.
20Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:686, H.8.
21Şeyh al-Saduq, al-Khisal, pp. 420.
22Hz. Peygamber'imiz şöyle buyurmuştur:'Allah, Beş Vakit Namazını kılanların bir duasını cevaplandıracaktır.' [Şeyh al-Saduq, 'Uyun Akhbar al-Rida 1:32, H.22.]

23İmam Sadık'ın şöyle dediği rivayet edilir:'Yüce Allah yüreğin dikkatsiz olduğu bir anda okunan duayı kabul etmez. Bunun için O'na dua ederken yüreğimizle dua etmemiz gerekiyor. Ancak o zaman duamızın kabul edileceğinden emin olabiliriz.' [Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:473]

24Şeyh al-Kulayni, al-Kafi kitabında geçerli bir otorite zinciri (sanad mu'tabar) aralığıyla Ahmed ibn Muhammed ibn Abi-Nasır'ın şöyle dediğini rivayet ediyor:'Günün birinde (İmam) Abu'l-Hasan Musa ibn Cafer Kazım'ı ziyaret edip ona şöyle dedim:'Allah beni senin yerine fidye olarak kabul etsin inşallah! Allah'a bir meseleyle ilgili bir yıldan çok yalvarıyorum. Ancak cevabının gecikmesi beni tedirgin etmektedir' İmam, bana şu cevabı verdi:'Ey Ahmed, şeytanın senin ruhuna bir yol bulup ümidini yitirtmesine izin verme ! Ebu Cafer (Bakır) – Allah rahmet etsin – hep şöyle derdi:'Bazen Allah'ın O'na dua eden kullarına vereceği cevap gecikebilir. Bunun sebebi ise Allah'ın sevdiği o mümininin sesini duymayı istemesidir.' Yemin ederim ki Allah, O'nun verdiği dünyevi şeylerden daha çoğu için kendisine dua eden müminlerine vereceği cevabı geciktirmez! Bu dünyanın değeri nedir? Ebu Cafer hep şöyle derdi:'Dindar bir insandan hem kötü hem de zengin zamanlarda Allah'a dua etmesi bekleniyor. Yani iyi zamanlarda dua etmekten uzak durulmamalı.' Bunun için dua etmekten yorulmamalısın çünkü Allah'ın önünde duanın çok büyük değeri var. Aynı şekilde sabırlı olmaya, dürüst kazançlara ulaşmaya ve akrabalarınla bozuşmamaya dikkat etmelisin. Ayrıca insanlara karşı terbiyesizlik yapmamaya da dikkat etmelisin çünkü biz, yani Şiiler bizimle ilişkilerini koparan insanlarla yine de iyi olmaya çalışırız ve bize kötü davransalar bile biz onlara iyi davranırız. Böyle davranırken sadece iyi sonuçlar bekleriz, bun yemin ederim. Bu dünyada zengin insanların istekleri yerine getirilirse ihtiyaçları olmayan daha başka şeyler isteyecekler ve sonunda ellerindeki zenginliği dikkate almayıp daha çok şeylerle bile doyurulabilinmeyecekler. Eğer bir müslümana zenginlik nasip olursa o kişinin sorumlulukları da çoğalır. Ancak hayat sınavından geçip geçemeyeceği onu artık ilgilendirmeyecek. Eğer sana birşey söylersem bunu güvenlice kabul edecek misin?' Ebu Nasır 'Allah beni senin yerine fidye olarak kabul etsin' Elbette ki kabul edeceğim! Sen, Allah'ın yaratıklarının karşısında O'nun en güçlü delilisin. Sana güvenmeyeceğim de kime güveneyim?' demiş. İmam şöyle buyurmuş:'Herşeye rağmen hiç kimseye Allah'dan çok güvenme. Ne de olsa O'nun sana dualarını kabul etme sözü vardrı. Yüce Allah şöyle buyuruyo:'Kullarım beni sana sorduğunda çok yakındayım. Benimle konuşanların dualarını kabul ediyorum (2/186).' ve şöyle diyor:'Ümitsizliğe kapılma. Allah'ın lütufkarlığına güven (39/53)!' Ve şunu da buyurur:'Allah, seni affedeceğini ve senizengin edeceğine dair sana söz veriyor (2/268)!' Bunun için herşeyden ve herkesten çok Allah'a güven. O'na karşı iyilikten başka hiç birşey hissetmeyin çünkü O sizi affedecek.'[Şeyh al-Kulayni, al-Kafi 2:448, H.1.]

25 Mukaddes Peygamber'imizin şöyle dediği rivayet edilir:'Ne zaman birisi bir dua okursa o duanın herkes için geçerli olmasına bakın. Çünkü bu şekil de sorumluluğa ulaşmak kolaylaşır.' İmam Sadık'ın ise şöyle dediği rivayet ediliyor:'Önce 40 mümin kardeşi için, sonra kendisi için dua eden bir kişinin duası hem mümin kardeşleri için hem de kendisi için kabul edilecektir.' Yine mukaddes Peygamber'imizin bir sözü şöyledir:'Müminleri için, ister kadın olsun ister erkek, dua eden kişiler şimdiye kadar verilmiş ve Kıyamet Günü'ne kadar verilecel ödüller değerinde ödüllendirilecek. Eğer o kul cehennem ateşine çağrılırsa dua ettiği herkes Allah'a şöyle diyecek:'Rabbim, bu kişi bizim için dua etti. Onun yerine biz geçelim.' Bu şekilde o kul cehennem ateşinden kurtarılmış olacak.'

26Allah'ın Vahyi İlahî yoluyla Hz. Musa'ya şöyle dediği rivayet edilir:'Ey Musa, Bana karşı itaatsiz olmadığın bir dilde dua et!' Hz. Musa 'Nasıl yapabilirim bunu?' diye sorduğunda Allah, şu cevabı vermiş:'Bana başkaların diliyle dua edebilirsin.' ['Allamah al-Majlisi, Bihar al-Anwar, 90:390, H.22.]

27Vasiyetnamesinde Hz. Muhammed'in (s.a.s.) İmam Ali'ye şöyle dediği rivayet edilir:'Ey Ali, 4 sınıfın duaları her zaman kabul edilir: adaletli hükümdarların, oğulları için dua eden babaların, mümin kardeşleri için dua edenlerin ve ezilenlerin duaları hep kabul edilir. Haşmetli Allah şöyle diyor:'Vakti geldiğinde sizin yerinizie intikam alacağıma dair yemin ediyorum.' [Şeyh al-Saduq, al-Khisal, pp.197]

28Tasbih al-Zahra Allah'a hamdüsena eden 100 kelime içeriyor. En kolay şekil 34 kez allahu-akbar(u) (Allah, en Büyüktür), 33 kez alhamdu-lillah(i) (Allah'a hamdüsena ediyorum) ve 33 kez subhanallah(i) (Allah'a onurlar olsun) demektir. İbadet şartlarıyla ilgilenen kitaplarde, özellikle de Şeyh 'Abbas al-Qummis'in meşhur 'Mafatih al-Jinan' kitabından Tasbih al-Zahra üzerine detaylı bir şekilde bilgi alabilirsiniz.

29 Bu, al-Sahifah al-Sajjadiyyah'ın duasının bir kısmıdır.