|
geri
Gelenek ve
Şeriat Gözüyle Evlat Edinmek

Yüce Allah'ın adıyla,
Evlat edinmek, yani başkalarının çocuklarını beslemek ve
eğitmek, çok faydası olan yüce ve insancıl bir ameldir:
1. Çocuk sahibi olamayanlar evlat
edinmenin sayesinde bu nimeti tatmak için fırsat elde ediyorlar.
2. Aileleri tarafından farklı
nedenlerden dolayı sokağa atılan ya da yetimhaneye bırakılan
çocukların hayatlarına sahip çıkıp hayatlarını kurtarıyorlar.
3. Ailelerin çok çocuklu olması ve
bununla birlikte oluşan maddi yükün ailelerin omzundan
alınmasına yardımcı oluyorlar ki, bununla ilgili bir hadiste
buyuruyor ki:
"Az çocuklu aileler daha
huzurludur." (قلة
العيال أحد اليسارين
).
4. Evlatlık alınan çocuğun yetim
olması mümkün, o halde evlatlık edinen aile fevkalade
mükafatlandırılır. Peygamberimizin(s.a.a.v.) bir hadisine göre:
" Ben ve yetimi sahiplenen
bunların ikisi gibiyiz."(أنا
وكافل اليتيم كهاتين
) diyerek iki
parmağını yan yana getirir ve Mahşer gününde yetime sahip
çıkanla kendi mevkini netleştirir.
Bunun dışında, evlat edinme
davasında insanın, Allah'ın özelliklerinden biri olan, merhameti
ortaya çıkar. Allah'ın en sevdiği özelliklerden biridir ve
Allah'ın ismi (Er-rahman)Besmele için
seçilmiştir(Er-rahman, Er-rahim) ki, herşey onunla başlasın.
Hadislere göre, Allah kulları
arasında merhametli olanları ve yumuşak huylu kalpleri sever,
onları kolaylıkla mükafatlandırır. Çünkü Allah cömerttir ve
kimse Allah'ın cömertliğine eş olamaz. Eğer yaradılan merhameti
içinde taşıyorsa, bolca mükafatlandırılacaktır.
Bazı Peygamber hadiselerinden
ahlaksız bir kadının, kuyunun yanında oturan ve su içemeğen
susuz bir kediye su bulup içirttiği için, cennete girdiğini
öğreniyoruz. o zamanın Peygamberi insanlara buyurur ki, Allah o
kadına bu amelinden dolayı cenneti öngördü, tabi ki bundan sonra
ahlaksızlığa tövbe etme şartıyla.
Peygamberimiz (s.a.a.v.) Zaid bin
Haritha isminde çocuğu evlatlık edinmişti, büyüdüğünde kuzini
Zeynebi ona eş olarak verdi. Abu Talib(a.s.) ev geçindirmekte
zorlanırken de Peygamberimiz (s.a.a.v.) ve amcası Hamza(a.s.)
çocukları çok olduğu için evlat edinerek yardimda bulundular.
Peygamberimiz (s.a.a.v.) Ali'yi (a.s.) Hamza (a.s.) da Cafer'i
(a.s.) alıp büyüttüler. Fakat biz Ali'nin (a.s.) Peygamberimiz
(s.a.a.v.) tarafından evlat edinmesinin ve eğitilmesinin,
Peygamberimizin (s.a.a.v.) iletilerini koruyup sürdürmesi için,
rabbimizin yüce planlaması olduğuna kanaat ediyoruz.
Bu insani hareket yani evlat edinme yasal (şeriat) hükümleri
çerçevesinde uygulanmalı, çünkü kaos, özellikle soy konusunda
reddedilir. Şeriat sadece, insanların hayatını düzenlemek ve hem
dünyada hem de ahirette mutlu olmaları için vahyedilmiştir.
Malesef toplum evlatlık edinmek için geçerli şeriat hükümlerinin
bilincinde değil, bu da ahlaksızlığa ve karma karışık bir hak ve
görev bağıntısına yol açtı. Bu gerçekler bu konuyla ilgili
önemli noktalara açıklık getirmemize neden oldu:
1. Evlat edinmek soyyasasını
etkilemez, yani ne evlat edinen kadın annesi ne de evlat edinen
adam babası olur. Bu demek oluyor ki, anne evlat edindiği
erkeğin karşısına türbalı (kapalı) ve evlat edinen kız da
toplumda abileri olarak adlandırılan erkeklerin ve babasının
karşısına türbanlı çıkmalı. Erkeğin (baba) evlat edindiği kızla
evlenmesine hakkı var, aynı Peygamberimizin (s.a.a.v.) evlatlik
edindiği Zaid'in hanımıyla (onunla boşandıktan sonra)Allah'ın
emri üzere evlendiği gibi:
"Hem hatırla o vakti ki, o
kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun
kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun
da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan
çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı.
Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş
yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını
nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de
yerine getirilmiştir." (Al- Ahzab:37)
Arablar bunu eskiden
yasaklamışlardı, çünkü evlat edindikleri erkekleri kendi
oğulları gibi görüyorlardı.
Eğer veliler bu sorunu çözmek
isterlerse yani evlat edindikleri çocukla evlenmeyi kendilerine
haram kılmak isterlerse geçerli bir çözümü vardır; Bu da
annesinin geleneğe göre, anne sütü var ise, emzirmesidir.
Bunun koşullarından biri de,
çocuğun 2 yaşından küçük olması ve kesintisiz olarak 15 kez , bu
esnada kesinlikle başka süt, yemek v.b. verilmemelidir,
emzirilmesidir. Bu müdahele şeklinde emziren kadın annesi,
kocası babası ve diğer çocuklar da kardeşleri olur. Eğer kadının
emzirecek sütü olmasa kız kardeşine vermeli, böylece teyzesi
olur. Kız ise erkek onu kız kardeşine vermeli, böylece dayısı
olur.
2. Ayrıca göz önünde bulundurulmalı
ki, evlatlık çocuk evlatlık edinen aileden miras alamaz, ailesi
de çocuktan miras alamaz, çünkü soy ilişkisi yok. Evlatlık
edinen yine de miras bırakmak istiyorsa, o zaman hayattayken
vermeli ya da mirasının 3te birinin bir miktarını onun için
belirlemeli. Şeriata göre mirasının 3te birini kendi arzusuna
göre tanımlayabilir. Şeriat hükümlerine göre evlat edinenin
miras dağıtımında hakkı yoktur, resmi olarak ölenin oğlu /kızı
olarak görünse de.
3. Evlatlık edinen çocuğun
evlendirme dairesinde ya da vatandaşlık dairesinde
kendi(evlatlık edinenin) isminin üstüne aldırılmasında sakınca
yoktur. Böylece vatandaşlık haklarına sahip olur( Eğitim,
Evlilik, Gayrimenkul meseleleri), önemli olan ise soy ve miras
konusunda hukuki sonuçların ortaya çıkmaması. Bu sorunu çözmek
için ise, iki şahit eşliğinde yazılı olarak çocuğun öz çocuğu
olmadığını ve yukarda belirlenen noktaları belirterek ele
alması.
4. İslami-, şer-i açıdan itiraz
olmadığını biliyorum. Hatta bazı durumlarda,
kimsesizleryurdundan veya yetimhaneden çocuklara sahip
çıkılması, onların eğitimi ve huzuru için gereken herşeyin
yapılması emredilir. Çocuğun kökeni biliniyorsa, ona göre
adlandırılmalıdır, Allah:
" Onları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah
yanında o daha doğrudur." (Al- Ahzab:5ff)
diye buyurdu, bazıları Zaid'e "
Zaid bin Muhammed" diye seslendiği zaman. Bu durumda herkes için
çocuğun öz babasına olan hukuki soybağıntısını göz önünde
bulundurmaları geçerlidir.
5. İslam hukuku açısından
terkedilmiş ya da evlatlık edinilmiş çocukta hata/kusur yoktur,
evlilik dışı çocuk olsa dahi. Çünkü velilerinin hatalara yükümlü
değillerdir. Eğer islam hukuku onlara bazı mevkileri (misal imam
ya da Marjaa) yasak kılsa da, bunun nedeni onun hatalı ya da
kusurlu olması değil. Bu sadece toplumsal nedenlerden dolayı
uygulanıyor, çünkü toplum onu imam veya marjaa olarak taklit
etmekten kaçınır. Aynı alimlerin sokakta yemek yemeleri ya da
başlıksız görünmeleri gibi; hukuksal olarak kusur değildir ama
genel olarak gelenekte reddedilir. Bu yüzden geleneklere saygı
gösterilmeli.
6. Evlatlık edinen çocuğa
çocukluğundan beri gerçek anlatılmalıdır ki, herkes için
şeriatın uygulaması sorunsuz olsun (misal annenin ya da
kızkardeşlerin türban takması). Gerçeği büyüyene kadar saklamak
şeriatın uygulanmasında sorunları da birlikte getirir.
7. Evlatlık edinmek için belirli
bir yaş sınırlaması yoktur, fakat 2 yaşından büyük bir çocuğun
bazı geçerli (birinci noktada belirttiğimiz gibi) sorunları
çözme ihtimali kalmıyor.
Muhammed Al- Yaqoobi
|