|
geri

Sen şimdi Rabbini
hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!.
(Tevbe, 98)
Şiâ
secde
için neden mühür
kullanıyor?
Şiî Müslümanlar,
secdeyi mühür denen basılmış bir toprak parçasının üstünde ifa
ederler. Bu toprak çoğu zaman Irak’ın Kerbelâ kentinden
getiriliyor.
Secdenin Kerbelâ’nın balçıklı toprağı
üzerine yapılması neden zorunludur?
Mecbur değil!
Ama Şiâ Kerbelâ’nın toprağını, Hz. Peygamber (s) ve onun
ailesinden (Ehl-i Beyt’ten) gelen İmamlar sayesinde sahip olduğu
özelliklerden dolayı secde için tercih etmektedir. İmam
Hüseyin’in (a) şehadetinden sonra, oğlu İmam Zeyn el-Abidin (a)
bir kaç parça kaldırdı ve onları kutsal toprak ilan edip,
çantasında sakladı. İmamlar (a) secdeyi bu toprağın üstünde ifâ
ederlerdi, o topraktan tespih yaptırırlardı ve onların üzerinde
Allah’ı zikrederlerdi.
[İbnu Şehr Aşub, El-Menakıb, c.2, s.251]
Bunun dışında Şiîler secdenin bu toprağın üstünde yapılmasını
bir mecburiyet olarak değil de, erişilen sevabın daha yüksek
olması amacıyla tavsiye etmişlerdir. İmamlar (a) Allah’a yapılan
secdenin ancak toprağın üzerinde yapılması gerektiğini söyleyip,
bunun için Kerbelâ toprağının tercih edilmesini tavsiye
etmişlerdir.
[Et-Tûsi, Misbah el-Mütehacced, s.511]
[Es-Saduk, Men la yahzuruhu'l fakih, c.1, s.174]
Uzun zamanlar Şiîler toprağı yanlarında taşımışlardır. Daha
sonra, bu toprağın kutsallığına aykırı davranılmasından endişe
edildiği için, toprağı kalıplra basmaya başlanmıştır. Bu
kalıplara bugün Mühür denir. Namazlarda onların üzerine
secde ediyoruz, bir farz olarak değil, özel manâsını göz önünde
bulundurarak. Yanımızda pâk toprak bulunmadığı takdirde ise,
toprakta biten bir şeyin üstünde yaparız.
Bazı art niyetli insanların Şiâ’nın İmam Hüseyin’e (a) veya
hatta taşa taptıklarını iddiâ etmeleri son derece üzücüdür. Biz
ancak Allah’a taparız, mührün ü z e r i n d e secde ederek, m ü
h r e secde etmiyoruz. Ve hiç bir zaman İmam Hüseyin’e, İmam
Alî’ye ya da Hz. Peygamber’e (s) tapmayız. Ancak Allah’a taparız
ve secdeyi pâk toprağın üstünde ifâ etmemiz, Allah’ın
kanunlarıyla uyum içerisindedir
Sonuç:
Şiîlerin yanlarında, genellikle Kerbelâ’dan olan küçük bir parça
basılmış toprak taşımalarının sebepleri bunlardır. Böylece bu
son derece efdâl nesnenin üzerinde secde edip, Allah Resûlünün
(s) sünnetine uymaları mümkün olmaktadır.
O
zaman
Humra
nedir?
Secdede yüz ve eller için yetecek büyüklükte küçük bir hasır.
[Sahih-i Buharî, (İngilizce tercümesi), c.1, kitap 8, No..376
(mütercimin açıklamasında)]
İbn-i Esir, bir diğer ünlü sünnî alimi, Cami’ el-Üsûl adlı
eserinde şöyle açıklamaktadır:
“Humra günümüz Şia’sının secdeyi yaptığı nesne [gibi]
dir.”
[İbn-i Esir, Cami' el-Üsûl, (Kahire, 1969), c.5, s.467]
„Humra,
palmiye lifleri ya da başka malzemeden yapılmış küçük bir
hasırdır... ve Şia’nın secdede kullandığı gibidir. “
[Talhis es-Sihah, s. 81]
Ama neden Kerbelâ toprağı?
Kerbelâ toprağının özellikleri Hz. Peygamber (s) zamanından beri
bilinmekteydi ve daha sonra da hep ilgi odağı olmuştur.:
Ümmü
Seleme (r.a) dedi ki: „Ben Hüseyin’i (a) elinde kızılca bir
kalıp toprak tutan dedesi, Hz. Peygamber’in (s) kucağında
gördüm. Allah’ın resûlü (s) toprağı öptü ve ağladı. Ben ona, o
toprağın ne olduğunu sordum. Resûlullah (s) dedi ki:
„Cebrail bana bildirdi ki, benim oğlum, işte bu Hüseyin’im,
Irak’ta katledilecektir. Bu toprağı o memleketten bana getrirdi.
Hüseyin’imin başına gelecek çileden dolayı ağlıyorum.”
Sonra Hz. Peygamber (s) toprağı Ümmü Seleme’ye (r.a) verip, ona
şöyle dedi:
„Bu toprağın kana dönüştüğünü görürsen, bil ki, Hüseyin
katledilmiş.”
Ümmü Seleme toprağı bir kabın içinde sakladı ve ona hep dikkat
ediyordu. Tâ ki, hicretten sonra 61. yılın Muharrem ayının
10’unda, Asûre gününde, toprak kana döndü. O anda, Hüseyin bin
Alî’nin (a) şehit olduğunu biliyordu.
[El-Hakim, Müstedrek, c.4, s.398; Ez-Zehebî, Siyer a`lem
en-nubele', c.3, s.194]
[İbn-i
Kesîr, El-bidaye ve'n-nihaye, c.6, s.230]
[El-Suyuti,
Hasâ'is al-Kübra, c.2, s.450]
[Cami`
el-cevamî, c.1, s. 26]
[İbn-i
Hacer el-Askalani, Tehzib et-tehzib , c.2, s.346]
'Ali ibn Ebî Talib, Sıffîn savaşından sonra Kerbelâ’dan
geçmişti. Bir avuç toprak eline alıp, dedi ki:
“Ah, ah, bu yerde bir kaçtane adam katledilecek ve hesaba
çekilmeden cennete girecektir!”
[İbn-i Hacer el-Askalani, Tehzib et-tehzib , c.2, s.348]
İslam’ın beş önemli mezhebinden olan Şiî Caferî fıkhına göre
secde, yiyecek ve elbiselerin dışında, pâk toprağın ya da
toprakta biten tabiî bir maddenin üstünde yapılmalı. Buna göre
secdenin toprak, taş, kum ve çimen üstünde yapılması caizdir.
Madenlerin üstünde secde edilmez. Kağıdın üzerinde secde etmek
ise, toprakta biten maddelerden üretildiği için caizdir. Ama
elbise veya halının üzerinde secde etmek caiz değildir.
Tüm sünnî mezheplerin tanınmış müçtehitleri, toprağa ya da
toprakta biten bir şeyin üstüne yapılan secdenin geçerli olduğu
konsunda görüş birliğindedirler.
Peki, Hz. Peygamber (s) ve Onun ashabı bunu
hiç böyle yapmışlar mıdır?
Namazı toprağın üstünde kılmak, hiç şüphesiz, Hz. Peyamber ve
etrafındakilerin sünnetindendir.
Ebu
Said El-Hudri anlatıyor:
"Hz.
Peygamber’in (s) burnu ve burun yumuşağı üzerinde (secdeden) su
ve çamur bulaşığını gördüm."
[ Buhârî, Fadlu Leylet'l-Kadr 2, 3, İtikaf 1, 9, 13; Müslim,
Sıyâm 213, (1167)]
Hz. Enes anlatıyor:
"Biz çok sıcak günlerde Resülullah (s) ile birlikte namaz
kılardık. Biriniz alnını sıcak sebebiyle yere koyamayacak olsa,
giysisini serer onun üzerine secde ederdi."
[Buhârî, Amel fis-Salât 9, Salât 23, Mevat 11; Müslim,
Mesâcid 191, (620)]
[Ebu
Dâvud, Salât 93, (660)]
[Tirmizî,
Salât 411, (584)]
[Nesai,
İftitah 144, (2, 216)]
[İbnu
Mâce, İkâmetu's-Salât 64, (1033)]
Bu hadisten anlaşıldığı gibi, Hz. Peygamber (s) ve ashabı sadece
müstesna durumlarda elbiselerinin üstünde secde etmişlerdir.
Bunun dışında Hz. Peygamberin (s) secde ederken Humra kullandığı
rivayet edilmiştir.
Hz.
Meymûne bildiriyor:
"Hz.
Peygamber....Humra üzerinde namaz kılardı."
[Buhârî, Salât 21, 19, 107, Hayz 29]
[Müslim,
Mesacid, 273, (513)]
[Ebü
Dâvud, Salât 91, (656)]
[Nesâî
Mesâcid 44, (2, 57)]
Ünlü
bir sünnî alimi olan El-Şevkanî’ye göre, Hz. Peygamber’in (s)
bir çok sahabisinden, kendisinin Humraya secde ettiğini bildiren
rivayetler mevcuttur. Bu rivayetleri içine alan eserlerin
arasında Sahih-i Muslim, Sahih-i Tirmizî,
Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Nesa'i ve daha
birçok kitap sayar
[El-Şevkanî, Neyl al-Avtar, Humraya secde etmek babında,
Bd.2, S.128]
http://www.al-islam.org |