Marjaa Ayatollah Sheikh Mohammad Musa Al-Yaqoobinin Resmi Websitesi
geri


Havzalar ve var olan farklı akımlar



SORU: Şeyh Yaqoobi hazretleri! Zamanımızda birçok farklı akımlar ve esintiler evlerimize kadar girmiş bulunuyor. Misal liberalizm, laiklik, globalleşme, modernlik (çağdaşcılık) ve hatta posmodernlik dahi bizim gençlerimizi bizlerden “çalıp” götürüyor. Müctehidlerimiz İslam dininden,ya da islam felsefesinden bunlara benzer, takip edilebilecek, bir model yapabilirler mi?

Şeyh Yaqoobi hazretlerinin cevabı: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. “
Rabbim dedi, kalbime genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz de. Anlasınlar sözümü iyice.” (Ta-Ha, 25-28)
Eğer bu akımlar hakkında yorum yapacaksak, isimlerin, adlandırmaların ve başlıkların sınırında durmak yasaktır bize. Ve bazı akımlara sempati duyanların ya da duymayanların ürettikleri fikirleriyle ve önyargılarıyla yorum yapmak da yasaktır bize. İlk önce içeriklerini araştırmalı ve tanımalıyız. Ondan sonra ancak pozitif ya da negativ anlamda yorum yapabiliriz.
Misal Laiklik: Düşmanları bu düşünceyi böyle tanıttılar: Dini kullanarak, kendi amaçlarını gerçekleştirmek isteyenler dediler ki: Dine karşı savaşan ve dinden nefret eden bir düşüncedir. Bu şekil bir tanımlamada sonuç antipati ve nefret olacaktır. Bir başka kesim laikliği, dini kendi amaçları için kullanan din adamlarının ve onların fetvalarından çıkarı olanların yok edilişi olarak tanımıştır. Laikcilerin, insanları mutlu edebilmek için, insanların haklarını savunabilmek için, dine karşı, yani ilahi hükme karşı savaşları yoktur.
Böylelikle yolu yarılamışlardır ve yolun diğer kısmını tamamlamak için, devam etmelidirler.
Çünkü hepimiz dinin araç olarak kullanılmasını, dinin kendi arzu ve istekleri için köprü edilmesini reddediyoruz.
Masum İmamlarımız, din kıyafetleri giyip, islam parolalarını yüksek sesle haykıran sinsi insanlardan korumak için büyük savaşlar vermiştir.
İmam Hüseyin (a.s.) bu insanları tanımlamıştır: “Dünyanın kölesidirler; geçimleri nerdeyse, onlar ordadır. Ve sınavları ağırlaşır ise, imanları zayıflar.”
Bu gibi manipule edilmiş din adamlarına uymaktan sakındırıyorlar ümmeti “Ne zaman ki dünyaya köle olmuş bir din adamı görürseniz, dinini anlatın ona”.
Kim laikliğin meydana geliş tarihini araştırırsa, (çıkış noktası yüzyıllar önce avrupadan yayılan bir düşünce akımıydı), anlar ki, geri kalmış, insanları köle eden, onların haklarına ve mallarına el koyan ve zalim hükümdarlarla iş birliği yapan din adamlarına karşı bir direnişti. Fakat bu direniş esnasında sadece dini kötüye kullananlardan değil, tamamiyle dinden ve tevhidden uzaklaştılar. Çünkü dinin prensiplerini, dinin bildirisini ve felsefesini ve onu kötüye kullananları ayırt edecek kapasiteleri yoktu.
Biz avrupada “yerleşmiş” olan ve “davetlerini” sunan laiklerin, dinin önemi hakkında analiz yapmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz. Hele ki direnişlerini uğruna savaşacakları düşmanları kalmamışken, korkacakları bir sebeb yok iken.
Çünkü uğruna direndikleri ve savaş verdikleri (insan hakları, hazvan hakları, doğanın korunması, vs.) prensipleri mukaddes dinimiz İslam da da bulacaklardır.
Misal Ehl-i Beyt'ten (a.s.) bir hadis vardır ki, müşriklerin sularına zehir atmayı yasaklamıştır. Özellikle savaşlara katılmayan müşriklere karşı. Bu günümüzde laikcilerin isteklerini içeriyor: kimyasal silahlara karşıdır çünkü.
Eğer herseyi yeniden ele alıp analiz etseler, biz de dinimizi sunup karşılıklı seviyeli bir dialoğu kurabilirsek, biz dinimiz için büyük bir beğeni ve kabul elde ederiz. Dinimizi kullanan ve çıkarları için araç eden, isteklerine göre dini tabir eden insanlardan uzak.
Mantığını kullanan laikler dini kendinde tamamlanmış sistem olarak görürler ve bu dinin insanları düştükleri durumlardan kurtarabilecek bir yol olarak benimserler. Dini, insanları gereç olarak, dünyevi haklar ve rejimler için kullanan, ve sonunda onca insanruhunu ve varlıklarını kaybettikten sonra başarısız olan bir şey olarak görmeyeceklerdir.