|
geri
Havzalar ve var olan farklı akımlar
SORU: Şeyh Yaqoobi hazretleri! Zamanımızda birçok farklı
akımlar ve esintiler evlerimize kadar girmiş bulunuyor. Misal
liberalizm, laiklik, globalleşme, modernlik (çağdaşcılık) ve
hatta posmodernlik dahi bizim gençlerimizi bizlerden “çalıp”
götürüyor. Müctehidlerimiz İslam dininden,ya da islam
felsefesinden bunlara benzer, takip edilebilecek, bir model
yapabilirler mi?
Şeyh Yaqoobi hazretlerinin cevabı:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. “ Rabbim dedi, kalbime
genişlik ver. İşimi kolaylaştır. Dilimin bağını çöz de.
Anlasınlar sözümü iyice.” (Ta-Ha, 25-28) Eğer bu akımlar
hakkında yorum yapacaksak, isimlerin, adlandırmaların ve
başlıkların sınırında durmak yasaktır bize. Ve bazı akımlara
sempati duyanların ya da duymayanların ürettikleri fikirleriyle
ve önyargılarıyla yorum yapmak da yasaktır bize. İlk önce
içeriklerini araştırmalı ve tanımalıyız. Ondan sonra ancak
pozitif ya da negativ anlamda yorum yapabiliriz. Misal
Laiklik: Düşmanları bu düşünceyi böyle tanıttılar: Dini
kullanarak, kendi amaçlarını gerçekleştirmek isteyenler dediler
ki: Dine karşı savaşan ve dinden nefret eden bir düşüncedir. Bu
şekil bir tanımlamada sonuç antipati ve nefret olacaktır. Bir
başka kesim laikliği, dini kendi amaçları için kullanan din
adamlarının ve onların fetvalarından çıkarı olanların yok
edilişi olarak tanımıştır. Laikcilerin, insanları mutlu
edebilmek için, insanların haklarını savunabilmek için, dine
karşı, yani ilahi hükme karşı savaşları yoktur. Böylelikle
yolu yarılamışlardır ve yolun diğer kısmını tamamlamak için,
devam etmelidirler. Çünkü hepimiz dinin araç olarak
kullanılmasını, dinin kendi arzu ve istekleri için köprü
edilmesini reddediyoruz. Masum İmamlarımız, din kıyafetleri
giyip, islam parolalarını yüksek sesle haykıran sinsi
insanlardan korumak için büyük savaşlar vermiştir. İmam
Hüseyin (a.s.) bu insanları tanımlamıştır: “Dünyanın
kölesidirler; geçimleri nerdeyse, onlar ordadır. Ve sınavları
ağırlaşır ise, imanları zayıflar.” Bu gibi manipule edilmiş
din adamlarına uymaktan sakındırıyorlar ümmeti “Ne zaman ki
dünyaya köle olmuş bir din adamı görürseniz, dinini anlatın ona”.
Kim laikliğin meydana geliş tarihini araştırırsa, (çıkış noktası
yüzyıllar önce avrupadan yayılan bir düşünce akımıydı), anlar ki,
geri kalmış, insanları köle eden, onların haklarına ve mallarına
el koyan ve zalim hükümdarlarla iş birliği yapan din adamlarına
karşı bir direnişti. Fakat bu direniş esnasında sadece dini
kötüye kullananlardan değil, tamamiyle dinden ve tevhidden
uzaklaştılar. Çünkü dinin prensiplerini, dinin bildirisini ve
felsefesini ve onu kötüye kullananları ayırt edecek kapasiteleri
yoktu. Biz avrupada “yerleşmiş” olan ve “davetlerini” sunan
laiklerin, dinin önemi hakkında analiz yapmalarını şiddetle
tavsiye ediyoruz. Hele ki direnişlerini uğruna savaşacakları
düşmanları kalmamışken, korkacakları bir sebeb yok iken.
Çünkü uğruna direndikleri ve savaş verdikleri (insan hakları,
hazvan hakları, doğanın korunması, vs.) prensipleri mukaddes
dinimiz İslam da da bulacaklardır. Misal Ehl-i Beyt'ten (a.s.)
bir hadis vardır ki, müşriklerin sularına zehir atmayı
yasaklamıştır. Özellikle savaşlara katılmayan müşriklere karşı.
Bu günümüzde laikcilerin isteklerini içeriyor: kimyasal
silahlara karşıdır çünkü. Eğer herseyi yeniden ele alıp
analiz etseler, biz de dinimizi sunup karşılıklı seviyeli bir
dialoğu kurabilirsek, biz dinimiz için büyük bir beğeni ve kabul
elde ederiz. Dinimizi kullanan ve çıkarları için araç eden,
isteklerine göre dini tabir eden insanlardan uzak. Mantığını
kullanan laikler dini kendinde tamamlanmış sistem olarak
görürler ve bu dinin insanları düştükleri durumlardan
kurtarabilecek bir yol olarak benimserler. Dini, insanları gereç
olarak, dünyevi haklar ve rejimler için kullanan, ve sonunda
onca insanruhunu ve varlıklarını kaybettikten sonra başarısız
olan bir şey olarak görmeyeceklerdir.
|