Marjaa Ayatollah Sheikh Mohammad Musa Al-Yaqoobinin Resmi Websitesi
geri

İmam Hüseyn'in (a.s.) Hayatı Sonsuz Mesajlarla Dolu [1]

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Ne zaman İmam Hüseyn'i (a.s.)anımsarsak, Kerbela'yı hatırlıyoruz. Ve ne zaman Kerbela'yı anımsarsak, o zaman İmam Hüseyn'i (a.s.) ve Aşura'yı hatırlıyoruz. Bu yakın bağlantı İmam Hüseyn'in (a.s.) ve yoldaşlarının o tarihte ve o yerde emsalsiz ve benzersiz bir mesajla tarihe girmelerinden kaynaklanıyor. Bu mesaj bütün boyutlarla, özellikle İmam Hüseyn'in (a.s.) kutlu hayatının her anında sözleriyle ve hareketleriyle tasdiklediği ilkeleriyle kesişiyor.İmam Rıza'nın (a.s.) bir hadisinden anlaşılacağı gibi, "İmam Hüseyn (a.s.) günü göz kapaklarımızı yaralayıp göz yaşlarımızı akıttı, sevdiğimizi garb ve bela ülkesinde hakir gördü. Bize dert ve keder bıraktı mahkeme gününe kadar, ağlasın İmam Hüseyn (a.s.) gibi birine ağlayanlar.", yaşanan acıdan dolayı duygusal boyutla da kesişiyor.

Kahramanlığı ve en insancıl prensipleri Kerbela trajedisinde ortaya koyarak verilen mesaj, kahramanları için ebediyeti temin eder. Çünkü insan, onu geride bıraktığı eserlerle anımsar ve böylece o kalplerde devam yaşatılır.

Görüyoruz ki, hayatı boyunca zalim hükümdarın emri altında olan Al- Hurr Ar-Riyahi bir an görevlendirildiği işin sonucunun ne olacağını düşündü ve kendisini iki seçenek önünde gördü: Bir yanda İmam Hüseyn'in (a.s.) yoldaşlarının değer verdiği cennet ve İmam Hüseyn'in kolları arasındaki şehadet, diğer yanda da Beni Umeyyenin servetinin ve sözde huzurunun sonucu olan cehennem. O münhasıran cenneti seçti.

Diğer bir örnek de Wahab bin Habab Al- Kalbi isminde hıristiyan bir mürit idi. İslamiyet hakkında hiçbir bilgisi yoktu, fakat İmam Hüseyn'in (a.s.) karekteri ve yüce tabiatı onu o kadar etkilemişti ki, İmam Hüseyn'in (a.s.) yoluna uydu ve onun aracılığıyla İslamiyete geçip şehid olana kadar savaştı.

Ehl-i Beyt'e (a.s.) uzak olan ve daha çok Osman'a yönelen Zuhair bin Al-Qain'ın kalbine, beynine ve ruhuna öyle işlemişti ki İmam Hüseyn'in (a.s.) birkaç kelimesi, o an İmam Hüseyn'e (a.s.) uyup şehid olana kadar savaş verdi.

Abi Thar Al- Ghifari'nin emri altında olan zenci John, İmam Hüseyn'in (a.s.) Muharremin onuna giren gecede gitmesine izin vererek "Sen bize kendi refahın için uydun" demesine rağmen, John kendi kanının Peygamberin (s.a.a.v.) soyundan olan muhterem zatın kanıyla karışmasını istedi, ve şehid düşene kadar savaştı. O an İmam Hüseyn (a.s.) ona eğilerek, Allah'tan onu Peygamberi (s.a.a.v.) ve Ehl-i Beytiyle (a.s.) birleştirmesini diledi.

Bu insanlar İmam Hüseyn'e (a.s.) olan bağlarından dolayı hatırlanıyorlar, yani bir tek İmam Hüseyn'in (a.s.) yüceliği onların unutulmamasına yetiyor.

Bu insanlar savaş edip öldürdükleri düşmanlarının sayısından dolayı değil, İmam Hüseyn'e (a.s.) olan desteklerinden dolayı tarihte yer edindiler.

İmam Ali'nin (a.s.) üstün ayrıcalıklarını sayan insanlara karşı şüphe içine düşen insanlar da bu gerçeği anlamalı. Misal İmam Ali (a.s.) Hendek ve Marhab savaşında Amr bin Wid'e galip geldiğinde, Antara bin Şedad'ın da, dengi olan cesur düşmanlarına karşı savaşabileceğini göstererek cesaret verdi.

Bir insanın büyüklüğü verdiği mesajda saklıdır. Mesajı veren tarihte dönüm noktası oluşturur, çünkü onun mesajı bunun için gereken anahtarı oluşturur, bir ordunun uyguladığı strateji, ya da düşmanının nahoş açığını bulup ona galip gelmesi gibi.

Eğer Kerbela günü gibi bir mesaj hatırlanmaya ve ebediyete yetiyorsa, İmam Hüseyn'in (a.s.) hayatı mesajlarla doludur. Çünkü Kerbela günü İmam Hüseyn'in (a.s.) 57 yıl süren muhteşem hayatından sadece bir gündür. Daha çocukken abisi İmam Hassan Al- Muçteba (a.s.) ve inananların velisi babası (a.s.) ile dedelerinin (s.a.a.v.) camisine gider, ona (s.a.a.v.) vahiy edilen şeyleri dinler, sonra da anneleri Fatimatu Zehra'ya (a.s.)koşarak yenilikleri bildirirlerdi. Dedeleri (s.a.a.v.) ve anneleri (a.s.) vefat edene kadar böyle yaşadılar.

Babalarının hakkını yiyenlere net hadis ve ıspatlar sunarak onların yersiz hareketlerine karşı tavır alıyorlardı.

Imam Hüseyn (a.s.) Emir El-Müminin'in (a.s.) her savaşında ve hayatının her anında yanındaydı, ta ki İmam Ali(a.s.) Kufe camisinde namaz esnasında kılıçla şehid edilene kadar. Abisi İmam Hasan'a (a.s.) destek verip onun şehadetine kadar onu savunurdu. O ve abisi İmam Hasan(a.s.) cömertlikleriyle ve eli açık olmalarıyla tanınırlardı. Böylece yardıma muhtaçları zenginleştirir ve hatta Emir El-Müminin'e (a.s.) karşı savaşta ölen erlerin ailelerine dahi yardım ederlerdi.

Ayrıca Peygamberimizin (s.a.a.v.) camisinde Kur'an'ın tefsiri için ilmi çevre oluşturup, Peygamberin (s.a.a.v.) arkadaşlarını dahi zorlayan soruları cevaplardı. Misal bir adamın Allah'ın (s.v.t) kelamı olan " uaşahidin uamaşud" un tefsirini sorması gibi.

Allah'ın yolunda hiç kimsenin çıkışmasından korkmaz ve zalim hükümdarın karşısında hakkı ve doğruyu konuşmaktan çekinmezdi. Muavviye'ye, Peygamberin(s.a.a.v.) ve Emir El-Müminin'in (a.s.) yoldaşlarını ve Hujr bin Ubai al- Kindi ve Ömer bin al- Hamq al- kuza'i yi öldürtmesinden sonra, yazdığı bir mektupta Muavviye'nin [2] ve ailesinin kötü özelliklerini dile getirip onu eylemlerinin sonucundan dolayı uyardı. Abisinin Muavviye ile savaşın bitirilmesine dair imzaladığı, fakat Muavviye'nin önemsemediği kağıt, İmam Hüseyn'i (a.s.) Muavviye'ye karşı savaşmaktan alıkoyuyordu.

Babası Muavviye'nin ölümünden sonra müslümanların sorumluluğunu Yezid üstüne aldı. Buna karşı İmam Hüseyn (a.s.) hilekar hükümdara itaat ederek boyun eğeceğine, ona karşı savaşmayı tercih etti: " Nitekim büyük konuşanın büyük konuşan oğlu iki mesele arasında ısrar ediyor: Kılıcı çekmek ile aşağılanma arasında; Aşağılanma bizden çok uzaktır. Allah (s.v.t.) ve Peygamber (s.a.a.v.), paklanan, ve zalimin zulmüne karşı boyun eğmektense onurlarıyla savaşmayı tercih edenler buna itiraz eder."

İmam Hüseyn'in yapısı sevgi dolu, merhametliydi ve insanlara hoşça muameleleri vardı. Onu öldürecek olan katillere karşı dahi merhametliydi ve onlara ağlardı, çünkü onlar onu öldürüp cehennem ateşinde yanacaklardı.

İstense de istenmese de insanlara karşı eli açıktı ve dileyenlere, kendisini görmemeleri (sorulanın gururu)ve karşısındakinin utancını (soranın aşağılanması) görmemesi için kapı arkasından verirdi.

İnsanlar etrafına döner onu çok severlerdi, öyle ki şehadeti Medine'de duyulduğu gün Peygamberin (s.a.a.v.) vefat ettiği gün gibi algılandı ve bütün şehir İmam Hüseyn'in (a.s.) yokluğundan dolayı derin yasa boğuldu.

Abul- Faraj'ın " Bin Abi Talibin öldürülenleri" (Maqatel at- Talibiyin) adlı kitabında dile getirdiği gibi, hatta Ehli Beyte karşı nefret duyan ve kalbi taş kadar sert olan Marvan bin al- Hakam, Baqi mezarlığına gidip, Emir al- Müminin'in hanımını (Ummal- Banin), Ummal-Abbası ve kardeşlerini ağlayken duyup onlarla birlikte ağlamış.

İmam Hüseyn (a.s.) mütevaziydi, insanların arasına girip, kölelerle oturup, yeyip, ve Medine'den Mekke'ye (480 Km) yaya gidip, 20 kere yayan hacca gitmişti. Asil atları Kabenin hürmetine ve Allah (s.v.t.) rızası için güçsüzleri taşımaya kullanırdı. Hacca giderken ana yolları kullanmayı esirgerdi, insanların onun etrafına doluşup onu ululaştırıp onun aracılığıyla rahmete ulaşmayı dileyecekleri korkusundan;"Ben Allah'ın elçisinden verdiğimden çok almak istemiyorum." derdi.

Ve Allah (s.v.t.) hakkında ki bilgisine gelince, o ehilin efendisi ve ehilin efendisinin oğludur. Bilgi ehli Arefe gününde ki mümtaz duasından Rabbine nasıl yalvararak dua ettiğini öğreniyor: " Ey Allah'ım! Bütün varlığı sana bağlı olan birşey nasıl sana delil olabilir?! Acaba, senden başkasında bir açıklık var mı ki sende olmasın ve seni aşikar etsin! Ne zaman sen gizli oldun ki delile ihtiyacın olsun! Ve ne zaman uzaklaştın ki eserlerin sana ulaştırsın! Kör olsun seni kendisine gözetleyici görmeyen göz ve kaybolsun içine sevgini düşürmediğin kullarının işi. Ve sonra bedbahtlik anında sevdiklerini, çocuklarını ve kardeşlerini sırayla kaybettiği anda Allah'a dönerek:" Ey Allah'ım eğer bu senin hoşnut olman için ise, hoşnut olana kadar al, kusur bulmak sana layıktır Rabbim".

İmam Hüseyn'in (a.s.) her günü ehemmiyet, asalet, büyüklük, faziletli ahlak, cesaret, kahramanlık, cömertlik, onur ve Hakk'ın yardımıyla saadet ve mükemmellikle parlıyordu. Öyleyse herkes İmam Hüseyn'in (a.s.) şerefli amellerini kitabından ve İmam Hüseyn'in (a.s.) her gününden benimsemeli. Sırf Kerbela gününde yaşanan trajedi dahi yeterli olsa bile bu meşhur cümleyi söylemeye: " İmam Hüseyn'in (a.s.) çizelgesi kapsamlıdır", çünkü kim mükemmeliğin ve büyüklüğün her türlü safhasını arıyorsa, İmam Hüseyn'in (a.s.) kitabında buluyor.

Selam olsun İmam Hüseyn'e (a.s.), ve İmam Hüseyn'in babası Ali'ye (a.s.), ve İmam Hüseyn'in oğullarına (a.s.) ve İmam Hüseyn'in yoldaşlarına (a.s.)

ve Allah'ın rahmeti ve merhameti onların üstüne olsun.

Muhammed al- Yaqoobi - Mübarek şehir Necef
7. Muharrem 1430
04.01.2009

__________________________________________________________________________________________

[1] Şehy Yaqoobi'nin almanca, türkçe ve ingilizce Marca- sayfasının okurlarının isteği üzerine yazılmış bir makaledir.
[2] İçinde ayrıca: " Sen Kanda'nın kardeşi Hacr bin Udai'nin katili değilmisin? ve Allah'a rüku eden, zulmü kınayan, günahtan sakınan, Allah'ın yolunda zalimin zulmünden korkmayan kulların?onları zorbalığın ve düşmanlığından dolayı öldürdün. Onlara, hiçbir olayı bahane ederek onları suçlamayacağına ve nefretinden dolayı onları öldürmeyeceğine, ant içip yazılı sözler verdiğin halde", devamında, " Amr bin al- Hamq'ı, Allah'ın elçisinin (s.a.a.v.) yoldaşını sen öldürmedin mi? O ki dürüst kullardandı, o kadar namaz kılardı ki, vücudu yorgun düşerdi ve yüzü sararırdı. Ona güvence sözü vererek, Allah'a ant içip sözleşmeler yazdıktan sonra...onları bir kuşa verseydin, dağdan aşşagıya senin yanına uçardı. Ama sen onu öldürdün ve babanın sınırlarını aşıp verdiğin sözü hiçe saydın." bulunuyor.